Neden Merhum Menderes?

Ülkesi için canını vermiş ALLAH cc kensini cennetini nasip etisin.

1945′te İkinci Dünya savaşı henüz yeni bitmiş, Türkiye’de siyaset Cumhuriyet Halk Partisi’ne mahkumdu, bazı icraatlar halka rağmen yapılıyor, keyfi yönetim, baskıcı tutum sergilenerek ne halk ne toplum memnun ediliyordu..

Tek Parti, Tek Millet, Tek Lider..

Toplum giderek kapalı hale geliyordu!

CHP yönetimi Cumhuriyetten bu yana ülkede “Devlet” gibi davaranarak adeta bir parti olduğunu unutmuş, Ülke içerisinde yerel yöneticiler ileri gelen devlet adamlarının hepsi CHP’nin tek ‘parti düşüncesine’ hizmet ediyor ve parti bir hükümranlık halini almıştı nitekim partinin kurucusu Mustafa Kemal ölünce İsmet İnönü kendisini partinin değişmez başkanı ilan edecektir.(Milli Şef)

Mustafa Kemal her ne kadar ülkeyi çok partili hayata,çoğolcul demokrasiye geçirmek için girişimlerde bulunsada bu dönemde açılacak olan partiler kısa süre sonra sudan bahanelerle ya da kendileri bir takım sebepler ortaya atarak Mustafa Kemali’in desteği ile açılan parti bile kapatılır..

1940′lı yıllardaki CHP yönetimi 1920′li yıllardaki siyasi sistemin bir uzantısıydı, siyasete bulaşmış ordu mensupları, savaş yorgunu bir ülke vede en önemlisi Osmanlı devletinin bir davamı olması??

Osmanlı imparatorlğu üzerinde hakimiyet kurduğu topraklarda siyasi anlayış olarak islami kaidelere göre yönetmiştir ve en önemlisi hoşgörü onlarla taçlanmıştı.

Bütün yaşanmışlıklar eğer bir tarih kitabı ise, Osmanlı devleti hiç şüphesiz en müstesna yerindedir..

Böyle bir imparatorluk üzerine kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti ilk başlarda bunu untup yeni bir siyasi düzenle birlikte buna rahatlıkla uyum sağlayabilen toplum modeli oluşturmaya çalıştılar. Nihayetinde bu yeni siyasi düzeni toplum ya kabul edecekti ya da kabul etmeyenler bu topraklarda yaşamayacaktı veya ölecekti..ve bunun böyle olmayacağını söyleyen bir çok alim öldürülecektir.

Velhâsılı ikinci bir cihan savaşı sona ermiş Dünya’da ki dengeler değiştiği gibi bizim ülkemizde ki iç dengeler değişmeye başlayacaktır.

Almanya da Nazizim, italya da Faşizim, Rusya da Kominizimi sonun başlangıcı olacaktır. Türkiye’de ise CHP hükümranlığının sonu olacak çünkü bütün dünya devletleri ile birlikte bizdede değişim kaçınılmaz olacaktır.
..

7 Haziran 1945′te CHP içinden muhalefet sesleri yavaş yavaş yüsekmeye başlayacak tıpkı uzaktan gelen trenin sesi gibi uzaktan ve içten..

Celal Bayar, Refik Koraltan, Fuad Köprülü ve Adnan Menderes bu dört muhalif Anayasada brlirtilen ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ anlayışının tam uygulanmasını ve parti işleyişini demokrasinin temel ilkelerine göre yöneltilmesi için Parti Meclis gurubuna bir önerge sundular.(Dörtlü Takrir)

Bu gürüşün CHP içinde umulduğu kadar tepkilerle karşılanmadı ama hiç kimse onların umada yolculuk etiklerini düşünmemişti…hatta parti içnden bu dört kişiyi destekleyen bir gurup bile olmuştu. Herkes bu döt kişiden bir parti kurmalarını beklerken bir iş adamı /7 Temmuz 1945/ parti kurmak için Hükümete başvurdu ve Ağostosta partisini kurdu.

Parti içnde ki Muhalif sesler yükselmeye başlayınca Menderes ve Köprülü farklı arayışlara girerek düşüncelerini bir gazetede yazmaya başladılar. Bu durum parti disiplinine aykırı görülerek 21 Eylül’de ikisi de partiden ihraç edildi CHP yönetimi onları nasıl bir zeminde ve zamanda ihraç ettiklerinin farkında değilerdi halbuki bu partinin sonu olacaktır. Bu kararı eleştiren Refik Koraltan da partiden ihraç edilir Celal Bayar da parti içndeki görevlerinde istifa ederek partiden ayrılır.

Demokrasinin gelişmesi gerektiğini söyleyen Milli Şef Partisini varlığına karşı bir partinin olmadığından söz eder ve kurulacak olan yeni bir partiyi kabul edecek gibiydi..

7 Ocak 1946′da Domokrat Parti kurulur ve tarihe yeni bir sayfa açılır…

“Demokrasiyi geliştirmek” sloganı ile yola çıkan DP’liler kısa zamanda halkın sempatisini kazanarak sevilen birileri olarak halkın karşısına çıkacaklardır. 1946 seçimlrinde başarı sağlamasalarda onlar için kendilerine zemin hazırlayacak yıllar olmuştur.

Tarihler 14 Temmuz 1950′ i gösterdiğinde ülke kaderinde mihenk taşı niteliğinde bir karar vererek DP’yi ezici bir çoğunlukla iktidara getirecektir..

Güya bütün umutlar ülkeme dolacaktı
Güya ülkem göklerin yolunu bulacaktı
Neden hafif tartıyor yüreğimi
İntizarın mavi dengelerini
Sukut-u Hayal

Beklenilen olmuştu aslında halk seçmek zorunda olduğunu değil seçtiğini başa geçirmiş ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinden ikinci bir devrim olmuştu demokrasi meyvesini vermeye başlamış egemenlik halkın eline geçmişti..

Buna karşın CHP de kendi kabuğunu kırarak yaptığı yanlışları gözden geçirmeye başlamış yaşadığı bu başarısızlığın nedenlerini araştırmaya çalışmış ve bir takım değişikler gitmiştir. Mesela İsmet İnönü parti tüzüğünde değişiklik yaparak değişmez başkanı sıfatını kaldırır ve dört yılda bir kongre yapılmasına kararı alınır.

CHP etrafındaki değişime ayak uydurmak zorundaydı yoksa bir siyasi parti değil kendisini devlet gibi görmekten alıkoyamayacaktı nitekim beklenen değişimi yapamayacak ve kendisini “Cumhuriyettin” muazzaf askerleri gibi göreceklerdi.

Demokrat Parti henüz iktidara geleli bir yıl olmuşken halka verdiği Arapça Ezan yasağını kaldırarak, halkın adamları olmayı yeğlemişlerdi.ilk dönemde ekonomide güzel bir tırmanış, bir güven ve dahası ilerleme onlar için bir vazifeydi..

Bilmiyorum gülmeyi sakinlerinin binde biri
Bir vatan derdi birikmiş bir avuçluk karada
Kuşu icran gtirir,daldası hüsran götürür
Mavi bir gözde alem katresidir Yassıada
Han Duvarları

27 Ekim 1957 de DP yine seçimleri kazanarak iktidar olmuştur. Önceki seçime göre biraz daha yükseliş gösteren CHP bu dönemde daha sert bir muhalif politika izleyerek egosunu tatmin etmeye çalışır.

7 Nisan 1960′ta DP Gurubunun Mecliste yayımladığı bildiride” CHP’ni yıkıcı guruplarla birlikte hareket ettiği; ordu ve halkı iktidara karşı ayaklanmaya davet ettiği” iddia edilir. Nihayet 18 Nisanda Mecliste bir komisyon kurulur ve ülkedeki gerginliği ve olayların sorumlularını tespit etmekti. İnönü’nün tahrik edici konuşmaları parti içinde duyulmaya başlayınca tartışamalar iyice alevlendi..

İstanbul ve Ankarada öğrenciler gösteriler yaptılar bu olaylar esnasında bir öğrencinin seken kurşunla ölmesi olayların kontrolden çıkmasına sebep oldu. Aslında bu kargaşa ve yıpratma siyasetinde CHP yanlız değildi devletin koroycusu sayılan ordu ile birlikte yürütmekteydi. Muhaliflerin bu davranışlarına sesiz kalamak istemeyen DP 555k(Beşinci ayın beşinci günü saat beşte Kızılay’da buluşalı) olarak geçen bir gösteri ile meydanlarda destek arayacaktı ama devletin hiç bir kurumu onlardan yana değildi istihparat eylemi önceden haber alarak karşı görüşteki insanların buraya toplanmasını sağlamış ve DP hayal kırıklığı yaşamıştır. DP’yi yıpratmak için kurulan cunta hedefini gerçekleştirmeden bir hafta önce Harp Okulu öğrencilerinide sokağa dökerek askerin Hükümeti protesto etmesini sağlamışlardır. Demokrasi yamacında yetişmiş bu genç subaylar darbenin öncüleri olacaklardır. Mederes komisyonu iptal edrek seçime gitme kararı almıştı anacak onun için bazı kararlar verilmişti zaten verdiği sözlere kulak asılmamıştı..

Nihayet 27 Mayıs 1960 günü sabahı radyolardaki ses her zamankinden farklıydı:

Tanyerinde birgenleşen güz çiğleri gibi donukru işitilen,

.. çünkü o sabah ordu iktidara el koymuştu onlar için beklenen sabahtı. Gerekçe ise ‘ülkeyi baskı rejiminde korumak , kardeş kavgasının önüne geçmekti’ her şey tezatlıklarala doluydu o gün, sanki DP parti çok partili hayatı başlatan değil son vermiş gibi muamele görüyordu sanki daha fazal demokrasi ile yola çıktıklarını unutmuşlardı ya da hatırlamak istemiyorlardı.

ve 14 Ekim 1960′ta başlayan yargılama süreci 11 ay sürecektir.
Savcı, 592 sanıktan 228′i için idam cezası isteyerek dava başladı ve ilk davada Afgan kralının Celal Bayar’a hediye ettiği köpeğin hayvanat bahçesine satılması ile ilgili:

“Köpek davası”

işte böyle gülünç bir mesele ile başlayan Yassıada Mahkemeleri vicdanların değil siyasi ihtirasların mahkemesi olmuştur..

15 Eylül 1961 tarihinde tarihin sayfalarına kara bir gün olarak gececektir.

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan…

Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber

Sonuç mu?

Kocaman bir hiç..

Darbeyi meşru kılın mektup o dönemde sansürlenerek yayınlanmıştı. En nihayetinde mektubun aslını imha etmeyi akıl edememişlerdi ya da kader onların bu ayıplarını göstermek için bir gün adalet edecekti…

Ve o gün bu kararları verenler Allah-u Alem kendi mahkemelerinin sanıkları olmuşlardır..

Adnan Menderes
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
Görevde kalış süresi
22 Mayıs 1950 – 27 Mayıs 1960
Önce gelen Şemsettin Günaltay
Sonra gelen Cemal Gürsel
Doğum 1899
Aydın, Osmanlı Devleti
Ölüm 17 Eylül 1961 (62 yaşında)
İmralı, Türkiye
Siyasi parti Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF)
Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF)
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)
Demokrat Parti (DP)
Eşi Fatma Berrin Menderes

Ali Adnan Ertekin Menderes (d. 1899, Aydın, Türkiye – ö. 17 Eylül 1961, İmralı, Türkiye), siyasetçi, 1950-1960 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti başbakanı.

Çocukluk ve gençlik yılları [değiştir]

1899′da, Aydınlı toprak ağası varlıklı bir çiftçinin oğlu olarak doğdu. Büyük babası Hacı Ali Paşa Konya‘dan Tire taraflarına göç etmiştir (kaynak : Türkiye’nin başbakanları s.166 ,Süleyman Yeşilyurt) . İbrahim Ethem Bey’le, Tevfika Hanım’ın oğludur. Kızkardeşi Melike küçük yaşta ölmüştür. I. Dünya Savaşı öncesinde önce Karşıyaka‘da forvet, daha sonra Altay’da kalecilik olmak üzere futbol oynadı. İzmir’in ünlü ailelerinden, Evliyazade Fatma Berin Hanım’la evlenmiş, ondan Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oğlu olmuştur. İlkokuldan sonra, İzmir Amerikan Koleji’nden mezun oldu. I. Dünya Savaşı’nda yedeksubay eğitimi gördü, fakat hastalandığı için cepheye gidemedi. İstiklal Savaşı‘na katıldı ve İstiklal Madalyası aldı. Milletvekili seçildikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne devam etti ve 1935 yılında mezun oldu.

Siyasi hayatı [değiştir]

CHP dönemi [değiştir]

Ana madde: CHP

Aydın‘da, 1930′da, kısa süreli “Serbest Cumhuriyet Fırkası”nın bir kolunu organize etti. Partinin kendini fesh etmesinden Cumhuriyet Halk Partisi’ne geçti. Daha sonra 1931 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Aydın milletvekili seçildi.[1] Atatürk’ün ölümünden sonra İnönü CHP‘nin başına geçince İnönü’nün bütün üretim araçlarını devletleştirme faaliyetlerine karşı çıktı.Menderes en sert çıkışını ise çiftçiyi topraklandırma yasası görüşülürken yaptı. Mevcut tasarı’nın 6. maddesi devlet elindeki topraklarla birlikte o bölgedeki toprak ağalarının elindeki toprakların tarıma elverişli yerlerde 5.000 dekardan elverişsiz yerlerde ise 2.000 dekardan fazlasının kamulaştırılıp köylüye dağıtılmasını öngörüyordu. [kaynak belirtilmeli]Menderes (Menderes’ in kendisi de bir toprak ağasıydı.Aydın‘daki 30.000 dönümlük Çakırbeyli Çiftliği Menderes’ e dedesinden kalmıştı.) ve diğer bazı milletvekilleri, özel mülkiyete tecavüz edilmek istendiğini belirterek bu tasarıya karşı çıktılar.[kaynak belirtilmeli] Bu tasarı üzerine Menderes, Türkiye’de zaten tüm arazilerin %70′ten fazlasının Devletin mülkiyetinde olduğunu ve İsmet Paşa’nın geriye kalan özel mülkleri de devletleştirerek Sovyetler Birliğindeki gibi tarımı kolhozlaştırmak istediğini açıklayarak üç arkadaşıyla birlikte dörtlü takriri verdi.[kaynak belirtilmeli] Dörtlü takrir olayı ve parti içi muhalefetten dolayı 1945 yılında CHP‘den ihraç edildi.

Demokrat Parti dönemi [değiştir]

Ana madde: Demokrat Parti

Adnan Menderes (3 Şubat 1958 tarihli ‘Time’ dergisi kapağı)

7 Aralık 1945′te, CHP‘den birlikte ihraç edildikleri arkadaşları Celâl Bayar, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan ile Demokrat Parti’yi kurdu.

Demokrat Parti Amblemi

1947′de yapılması gereken seçimler CHP tarafından bir yıl öne alındı.[2] Bu seçimleri CHP %85 oy oranı ile kazandığını ilan etti ancak seçimlerde “açık oy gizli tasnif” usulü uygulandığı için seçimlerin şaibeli olduğu iddia edildi.[3] 1946 seçimlerinden sonra muhalefet ve iktidarın arasında şiddetli kavgalar görülmeye başladı. DP ve CHP’nin arası günden güne geriliyordu. Ancak cumhurbaşkanı İsmet İnönü 12 temmuz 1947′de yayımladığı 12 Temmuz Beyannamesi ile CHP içindeki sertlik yanlılarını durdurdu. Muhalefete karşı sert bir tutum takınan başbakan Recep Peker istifa etti. Yeni dönemde DP ve CHP’nin arası düzeliyordu ancak bunu beğenmeyen bazı DP’li muhalifler 1948 yılında DP’den istifa etti ve mareşal Fevzi Çakmak önderliğinde Millet Partisi’ni kurdu. Böylece iki parti de şahinlerini tasfiye etmişti. 1950 yılında seçimlerden önce Seçim Yasası da değiştirilerek seçimlerde yargı güvencesi ve gizli oy açık tasnif sistemi getirildi. 14 Mayıs 1950′de yapılan seçimlerde CHP %40, DP %52 oy aldı. DP 12 puan farkla kazanmıştı ancak seçimde kullanılan Çoğunluk Sistemi nedeniyle DP 408, CHP ise sadece 69 milletvekili çıkardı. TBMM başkanlığına Refik Koraltan, cumhurbaşkanlığına DP genel başkanı Celâl Bayar seçildi. Yeni cuhurbaşkanı Celâl Bayar Menderes’i başbakan olarak görevlendi. Aslında pek çok kişi bu görev için Fuad Köprülü’nün getirilmesini bekliyordu[4]. Yeni hükümet 22 Mayıs’ta göreve başladı. Köprülü bu kabinede dışişleri bakanı oldu. Adnan Menderes’in 10 yıllık başbakanlık döneminde Türk iç ve dış politikasında büyük değişimler oldu. 1. Menderes Hükümetinin ilk icraatı fazla masraf olduğu gerekçesiyle bazı devlet otomobillerini satmak oldu. Daha sonraysa o döneme kadar Türkçe okunan ezanın Arapça okunmasını serbest bıraktı. Ancak bu döneme damgasını vuran olay 6 Haziran 1950′de yaşandı. Hükümet Genelkurmay Başkanı Nafiz Gürman başta bütün üst komuta kademesi dahil olmak üzere 15 general ve 150 albayı emekliye sevk etti.[5]

1951 yılında Menderes hükümeti Türkiye’nin Kore Savaşı’nda Birleşmiş Milletler kuvvetlerine Türk Tugayı ile katılmasına meclise dahi sormadan karar vererek çok tartışılan bir karara imza attı. Bu, aslında Türkiye’nin Soğuk Savaş’ta Batı Bloğu tarafında yer aldığını göstermek için yaptığı bir siyasi manevraydı. 1952′de Türkiye NATO’ya tam üye olarak kabul edildi. Aynı yıl NATO’nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kuruldu.[6]. 1953 yılında CHP‘nin malları haczedildi ve hazineye aktarıldı.[kaynak belirtilmeli] Halkevleri ve Köy Enstitüleri kapatıldı.

1950-1954 yıllarında Türkiye ekonomide kalkınma dönemine girdi. Bu dönemde serbest piyasa ekonomisine geçişe hız verildi. Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi. Yabancı sermayeyi teşvik yasası çıkarıldı. Gelen krediler özellikle tarım alanında kullanmaya başlandı. Tarımda makineleşme çalışmaları yoğunlaştırıldı. Marshall Planı’nın da katkısıyla ülkede yeni sanayi tesisleri kuruldu. Örneğin, yassı çelik (sac) imal eden Ereğli Erdemir Demir-Çelik Tesisleri bu tesislerden biriydi. 1954 yılında Türkiye Vakıflar Bankası kuruldu. Bu dönemde Türkiye’nin gayri safi milli hasılası yılda ortalama %9 oranında büyüdü.

2 Mayıs 1954 tarihinde yapılan seçimlerde DP büyük bir zafer kazandı. Oyların % 56’sını alarak iktidarını tek başına devam etiirdi. DP 502, CHP %35,9 oy oranı ile 31, CMP %4 oy oranı ile 5, bağımsızlar 3 millatvekili çıkardı. 17 Mayıs’ta Menderes 3. kabinesini açıkladı. Bu kez kendisine daha yakın isimleri bakan olarak seçimişti çünkü önceki 4 yıl içinde İçişleri Bakanı 5, İşletmeler Bakanı 5, Çalışma Bakanı 5, Ulaştırma Bakanı 4, Gümrük ve Tekel Bakanı 4 kez değişmişti.

1955 yılında ekonomide tıkanmalar başlamıştı. Dış borçlar giderek artıyordu, ödeme dengesi bozulmuştu, döviz girişi yeterli değildi. Bu durum ülkede çeşitli sıkıntılara neden olmaya başladı. DP meclis grubunda ekonomik gelişmeler nedeniyle huzursuzluk giderek artıyordu. Yine bu dönemde Birleşik Krallık’ın, egemenliği altında bulunan Kıbrıs‘tan yeni düzenlemeler yaparak çekilmek istemesi üzerine 29 Ağustos 1955′de Londra’da Yunanistan Birleşik Krallık ve Türkiye arasında 3′lü görüşmeler başladı. Görüşmelerin 1. turunda hiçbir sonuç alınamadı.Yunanistan adanın kendi kaderini kendisinin belirlemesi gerektiğini, Birleşik Krallık 3′lü bir askeri yönetimi, Türkiye ise statüko bozulacaksa adanın kendisine verilmesini istiyordu. İkinci tur görüşmeler yapılırken 6 Eylül gecesi İstanbul‘da bazı gazetelerin Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığını yazması üzerine azınlıklara karşı olaylar çıktı. Ağırlıklı olarak Rumlara karşı yönelen olaylarda 73 kilise, 8 ayazma, 1 havra, 2 manastır, 4.340 dükkân, 110 otel ve lokanta, 21 fabrika ve 3.600 ev saldırya uğradı, 1 papaz olaylar sırasında öldürüldü. Tarihimize 6-7 Eylül Olayları olarak geçeçn bu olaylar sebebiyle TBMM olağaüstü toplandı. DP İstanbul milletvekili Aleksandros Hacopulos Olayların oluş şekli tertip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. dedi ve kolluk kuvvetlerin olaylar sırasında göstetdiği kayıtsızlığa dikkat çekti. Bunun üzerine hükümet adına konuşan Başbakan yardımcısı Fuad Köprülü hükümetin olaylardan haberi olduğunu ancak gün ve saatinin muayyen olmadığını açıkladı.

6-7 Eylül Olayları sonrasında bazı milletvekillerinin ceza yasasına ispat hakkı getirilmesini istemesi kargaşaya yol açtı. Hükümetin karşı çıktığı yasa tasarısının kabulu için çalışan 9 vekil DP’den ihraç edildi. Bunun üzerine 10 vekil de DP‘den istifa etti. 15 Ekim 1955′te DP büyük kongresi yapıldı ve Menderes tekrar genel başkan seçildi. 22 Kasım 1955′te toplanan DP Meclis Grubu izlenen ekonomi politikaları ile ilgili gensoru açılmasını kabul etti. 29 Kasım’da grup tekrar topladı. Toplantıda meclis grubunun istifa baskılarına dayanamayan Ticaret ve Ekonomi Bakanı Sıtkı Yırcalı ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan istifa etti. Grup daha sonra kürsüye Fatin Rüştü Zorlu’yu çağırdı ve Döviz Komitesi üyesi de olan Dışişleri Bakanı’nın bütün görevlerinden istifa etmesi için tempo tutmaya başladı. Bunun üzerine Fatin Rüştü Zorlu bütün görevlerinden istifa etti. Daha sonra Menderes’i alkışlarla karşılayan grup 3 bakanı indirdikten sonra güvenoyu verdi. DP’den istifa edenler 20 Aralık 1955′te siyasal alanda liberal iktisadi anlamda devletçi Hürriyet Partisi’ni (HP) kurdu. Mecliste siyaset sertleşmeye başlamıştı. 7 Eylül 1957′de Fuad Köprülü DP’den istifa etti. Hükümet seçimleri bir yıl erkene aldı, Seçim Yasası’nı değiştirerek seçimlerde partilerin ittifak yapmasını önleyecek maddeler ve partisinden istifa eden bir kişinin 6 ay geçmeden baka bir partiden milletvekili seçilmesini engelleyecek bir madde ekledi. Basın bu maddeye “Köprülü Maddesi” adını taktı. 27 Ekim 1957′de seçimler yapıldı. DP %46 oy alarak 424 milletvekili çıkardı. CHP % 41 oy oranı ile 186, HP ve CKMP ise 4′er milletvekili ile meclise girdi. Bu durumda muhalefet %54 oy oranı ile 178 sandalye, DP ise %46 oy oranı ile ile 424 sandalye almış oluyordu. Bu yüzden muhalefet azınlık iktidarı deyimini kullanmaya başladı.

Menderes 1957 seçimlerinden sonra İstanbul‘da imar çalışmalarına ağırlık verdi ve Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Vatan Caddesi, Millet Caddesi ve Edirne Asfaltı (şimdiki E-5 otoyolu) yollarını açtı. Bu arada, en ileri teknolojilerin Türkiye’ye getirilmesi ve yeni nesillere öğretilmesi için Amerikan Ford Vakfı‘nın yardımıyla Ankara‘da Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni, Trabzon‘da da Karadeniz Teknik Üniversitesini kurdu.[7] Böylece, 1776 yılında Padişah I. Abdülhamit tarafından “Mühendishane-i Bahr-i Hümayun” adıyla kurulan İstanbul Teknik Üniversitesinden 180 sene sonra Türkiye’de iki tane daha teknik üniversite kurulmuş oldu.

Menderes iktidarlarının önceki döneminde alınan borçların geri ödenememesi ve dış ticaret açığının çok artması yüzünden 1958 yılından itibaren Türkiye ekonomisi zorluklar yaşamaya başladı. Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranlı devaülasyonu yapıldı, dolar 2 liradan 9 liraya çıkarıldı. Türkiye 600 milyon dolar dış borcunu ödeyemeyeceğini açıklayarak moratoryum (borçların ödenemeyeceği ve yeni bir ödeme planına bağlanması ilanı) ilan etti ve IMF ilk stand-by anlaşması imzalandı.[8] [9]. Menderes, liberal ve dışa açık bir iktisat görüşüne sahipti, özel girişime geçmiş iktidarlara göre daha fazla serbesti tanıdı. Ekonomik girişimleri önceleri toplumun yoksul kesimini mutlu etti, ancak uzun vadede ekonominin dengesi bozuldu, aşırı dış alıma sebep oldu. Sanayileşme ve ekonomik gelişmeyle birlikte kırsal kesimden İstanbul gibi büyük şehirlere göç hızlandı. Bu yüzden büyük şehirlerde ilk gecekondu mahalleleri oluşmaya başladı. Menderes, en çok eleştiriyi, dışa bağımlılık politikaları yüzünden almıştır. Tek parti döneminde kurulan bazı traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları için kapatıldı. Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası Menderes döneminde NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapatıldılar.

17 Şubat 1959′da Kıbrıs konusunda Yunanistan’la imzalanan ikili antlaşmanın ardından üçlü görüşmeler için Birleşik Krallık’a giden Menderes’in, uçağının Londra Gatwick Havalimanı yakınlarında alçalırken düşüp parçalanmasına karşın kazadan yara almadan kurtulması ise muhalefetle kısa süreli bir yumuşamaya yol açtı.

1959 yılında Menderes Hükümeti’nin ortaklık anlaşmasını imzalamasıyla Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.

Menderes’in iktidarı döneminde, CHP tarafından başlatılan bazı uygulamalar durduruldu veya tersine döndürüldü. Örneğin, Atatürk döneminden beri Türkçe okunan ezanın başka dillerde okunması serbest bırakıldı. İlk olarak CHP hükümetinin 1948′de kurduğu imam hatip kursları imam hatip liselerine dönüştürüldü, bunların sayıları arttı. Menderes’in 1957 seçimleri öncesinde bazı bakanlarıyla beraber Said Nursi‘yi ziyarete gitmesi gibi olaylar, bazı çevreler tarafından irticayı hortlatmakla ve oy avcılığıyla suçlandı. Dış siyaset ve ekonomi gibi konularda Batı Bloğuyla birlikte hareket etmesi, özellikle sol çevrelerde eleştirildi.

27 Mayıs dönemi [değiştir]

Ana madde: 27 Mayıs Darbesi

1955 Yılından itibaren ekonomideki sıkıntıların ve 6-7 Eylül olayları gibi sebeblerle ülkede siyaset sertleşmeye başladı.1954 seçimleride Osman Bölükbaşı’yı tekrar milletvekili seçtiği için Kırşehir ilçe yapıldı (Adnan Menderes konuyla ilgili mecliste ‘Türkiye’nin hiçbir vilayetinde yüzde 3’ten fazla oy almayan bir partiye mensup milletvekilini iki seçimde de seçen Kırşehir’in, bir içtimai ve siyasi bünye itibariyle anormallik göstermekte olduğunu inkár etmek mümkün değildir, evet biz açık konuşuruz’ şeklinde konuşmuş ve Osman Bölükbaşı’da cevaben; “Vilayeti kaldırdınız, bizi de kaldırın da zulmünüz tamam olsun”[10] demiştir..) ve İsmet İnönü’nün seçim bölgesi Malatya 2′ye bölünüp Adıyaman kuruldu..İktidara karşı yazılar yazan-83 yaşındaki Hüseyin Cahit Yalçın dahil-gazeteciler birer birer hapise atılmaya başlandı.Adalet Bakanı Esat Budakoğlu TBMM’de muhalefetin soru önergesi üzerine 1954-1958 yılları arasında 238 gazeteci’nin iktidara karşı yazılar yazmak suçundan mahkum olduğunu açıkladı.CHP ve Hürriyet Partisi’nin birleşme çabası karşısında DP‘liler 1957 seçimlerinden önce seçim yasası’nı değiştirerek partilerin ittifak yapmasının önleyen maddeler eklendi ve DP‘den istifa eden Fuad Köprülü’nün başka bir partiden milletvekili seçilmesini engellemek için partisinden istifa eden bir kişinin 6 ay geçmeden bir başka partiden milletvekili olamayacağı şeklinde bir hüküm koydular.Ayrıca DP Vatan Cephesi’ni[11][12] kurdu.Artık radyoda her gece Vatan Cephesi’ne katılanların isimleri okunuyordu.Bu olay karşısında İstanbul‘da bazı vatandaşlar ajans haberlerini dinlemeyenler derneği‘ni[13] kurdu.Bu tarz olayların yaşanması ülkeyi kamplaşmaya itti.1960 yılında ise muhalefet ve iktidar arasındaki ilişkiler kopma noktasına geldi. CHP genel başkanı İsmet İnönü 29 Nisan’da seçim gezisine gittiği Uşak’ta DP binasından atılan çay bardağının İsmet Paşa’nın yanındaki bir gazeteciye isabet etmesiyle başlayan olaylar ve benzerinin İstanbul’da da yaşanması üzerine CHP parti grubu Başbakan ve İçişleri bakanı hakkında soruşturma önergesi verdi ancak DP‘lilerin çoğunlıkta olduğu meclis bu önergeyi reddetti.Bir başka gerginlik ise 9 Mayıs’ta Menderes hükümetinin ABD ile yaptığı ikili anlaşmaları meclisin kabul ettiği oturumda yaşandı.Muhalefet’in milletvekilleri ABD ordusu’nın doğrudan veya dolaylı bir saldırı karşısında Türk topraklarına gelmesi gibi hükümlerin yer aldığı ikili anlaşmalara karşıydılar ve böyle anlaşmaların hiçbir Avrupa ülkesi ile yapılmadığının altını çiziyorlardı.Hükümeti sertleşen ortam karşısında daha sert bir önlem olarak Tahkikat Komisyonu’nu kurdu.15 DP milletvekilinden oluşan komisyon hem suçlama hem de yargılama hakkına sahipti ve kararlarına itiraz edilemiyordu.Ayrıca uygun gördüğü toplantıları ve yayınları yasaklama hakkına sahipti.Komisyanun ilk işi Muhalefet partisi CHPaleyhine soruşturma açmak oldu.Bu durum karşısında ‘bu yolda devam ederseniz sizi bende kurtaramam’ dediği için İsmet İnönü’ye 12 oturum meclisten men cezası verildi.CHP Meclis Grubu’nun duruma itiraz etmesiyle olaylar iyice büyüdü ve sonunda CHP milletvekilleri polis zoruyla meclisten çıkartıldı.Meclis dışında ise üniversitelerde hükümete karşı protestolar düzenleniyordu ve 28 nisan 1960 tarihinde İstanbul Üniversitesi öğrencisi Turan Emeksiz hükümete karşı İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen bir protesto mitinginde polisin açtığı ateş sonucu öldü.Hüseyin Onur ise sol bacağı kesilerek kurtarıldı.Hukuk’un üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkanı Bedri Köker,Yargıtay Başsavcısı Rifat Alabay,Yargıtay 2. Başkanlarından Haydar Yücekök,Yargıtay Üyeleri Melehat Ruacan,Kamil Çoşkunoğlu,Faik Uras ve İlhan Dizdaroğlu ‘görülen lüzum üzerine’ 1 günde emekli edildi[14].5 mayıs 1960′ta Ankara Kızılay Meydanı’nında 555K parolasıyla büyük bir protesto mitingi düzenlendi.21 Mayıs’ta ise Harp Okulu öğrencileri ve subaylardan oluşan yaklaşık 1000 kişi Ankara‘da hükümet aleyhinde sessiz bir yürüyüş yaptı.Ve 27 Mayıs 1960 sabaha karşı saat 4′te radyoda Kurmay Albay Alparslan Türkeş TSK olarak yönetime el koyduklarını ve ihtilalin sebeblerini bir radyo bildirisi ile halka duyurdu.Menderes ise27 Mayıs 1960 günü Kütahya’da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara‘ya götürüldü.Daha sonra da ve diğer tutuklu Demokrat Parti üyeleri ile birlikte Yassıada’ya götürüldü. Darbeci subaylar ise Cemal Gürsel başkanlığında kurulan Milli Birlik Komitesi ve kurucu meclis ile beraber ülke yönetimini devraldı.Yeni bir anayasa oluşturulması için ülkenin önde gelen hukuk profesörlerinden bir anayasa komisyonu kuruldu.Menderes ve diğer DP üyeleri ise bulundukları Yassıada’da ,kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından yargılanmaya başladı.Yapılan oturumlar her gece radyoda Yassıada Saati programında halka duyuruluyordu.9 Temmuz 1961 yılında Anayasa Komisyon’unun hazırladığı yeni anayasa halk oyuyla kabul edilerek yürülüğe girdi.[15] [16]

Menderes’e yöneltilen suçlamalar [değiştir]

  • Örtülü Ödenek paralarını zimmetine geçirmek (13 oturum sürdü ve 2 şubat 1961 de karar bağlandı. Mahkeme 10 yıllık Örtülü Ödenek kayıtlarını istedi. Menderes bu dava sonucunda 4 877 780 lirayı zimmetine geçirmekten suçlu bulundu ve paranın tahsili için Aydın‘daki arazilerine el kondu),
  • 6-7 Eylül Olayları’na önceden haberi olduğu halde olarak müdahele etmemek,[17]
  • Doktorunu, sanatçı Ayhan Aydan’dan doğan gayri meşru çocuğunu öldürmeye azlettirmek (Bebek Davası, Milli Birlik Komitesi başkanı Cemal Gürsel davanın kapalı oturumda yapılmasını istemiş ancak mahkeme reddetmiştir),
  • Kurulan bir örgütü başka bir sınıf üzerinde baskı aracı olarak kullanmak (Vatan Cephesi olayı),
  • Vinileks firmasına Bankadan kredi verdirmek,
  • İstanbul‘da pek çok vatandaşın evini, parasını geciktirerek ya da hiç ödemeden istimlak etmek,
  • Kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak,
  • Bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak,
  • Döviz Yasası’nı ihmal etmek,
  • Devlet radyosunu siyasi çıkarları için kullanmak,
  • Halkı Demokrat İzmir gazetesinin matbaasını tahrip etmeye teşvik etmek
  • Kırşehir‘in haksız olarak ilçe yapılması,
  • Yargı bağımsızlığının ihlali,
  • 1954-1957 seçimlerinin kanuna aykırı olarak değiştirilmesi,
  • Tahkikat Komisyonu’nun kurulup olağanüstü yetkilerle donatılması,
  • CHP‘nin mallarına haksız yere el koyulması
  • Anayasa’nın ihlali.

Menderes, 13 ayrı davadan yargılandı ve Bebek Davası dışındaki bütün davalardan suçlu bulundu. Ayrıca örtülü ödenek davası konuşulurken Amerikan gizli servisinin Türk istihbarat servisine para vererek Menderes’in telefonlarını dinletirecek kadar teşkilata hakim olduğu ortaya çıktı[18].(Menderes ve Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur suçlunun o dönemin istibarat müsteşarı Behçet Türkmen olduğunu söylemiştir.[19]

İdamı [değiştir]

27 Mayıs darbesini yapan cuntacıların özel olarak kurdukları mahkeme olan Yüksek Adalet Divanı 9 ay 27 gün süren yargılama süreci sonunda ise 14 kişinin idamına, 31 kişinin ömür boyu hapse mahkum edilmesine karar verdi. Geri kalan 418 sanığa ise 6 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları veya beraat kararı verildi.

Amerika Birleşik Devletleri başkanı Kennedy, Fransa cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, Birleşik Krallık Kraliçesi II. Elizabeth, Almanya Başbakanı Konrad Adenauer, Pakistan devlet başkanı Muhammed Eyüb Han, ve İran şahı Rıza Şah Pehlevi, idamların durdurulması için Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesi‘ne defalarca çağrıda bulundular. Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesi; Celâl Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezasını affetti. Celâl Bayar’ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961′de, Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961′de İmralı Adası’nda öğlen 13:21′de idam edildi. [20]

Menderes, infazından hemen önce şunları söyledi: [21]:

Kimseye dargın değilim. Kırgınlığım yok. Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum.

Ölümünden sonra [değiştir]

Ölümünden 29 gün sonra yapılan ilk seçimlerde CHP yüzde 36.7 oy oranı ile 173 milletvekili, AP yüzde 34.8 oy oranı ile 158 milletvekili, CKMP %14.0 oy oranı ile 54 milletvekili, YTP ise yüzde 13.7 oy oranı ve 65 milletvekili ile TBMM‘de temsil hakkı kazanmışlardır. Ölümünden sonra yapılan 2. serbest seçim olan 1965 seçimlerinde ise Demokrat Parti’nin devamı olduğunu söyleyen Adalet Partisi, 1961 seçimlerinde bir kısım DP oylarını alan YTP‘yi de eriterek %52.87 oy aldı tek başına iktidara geldi. Süleyman Demirel’den sonra Türkiye’de tek başına iktidar olan Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan da seçim meydanlarında, Adnan Menderes’in siyasi mirasçıları olduklarını iddia etmişlerdir.[kaynak belirtilmeli]11 Nisan 1990′da kabul edilen 3623 sayılı kanunla Adnan Menderes ve onunla birlikte idam edilen arkadaşlarının itibarları iade edildi.[22] Aynı kanun uyarınca naaşı 17 Eylül 1990′da İmralı’dan alınarak devlet töreniyle İstanbul‘da Vatan Caddesi’nde kendisi için yapılan bir anıtmezara taşındı.

Menderes’in adı, İzmir’deki uluslararası hava limanına (Adnan Menderes Hava Limanı), Aydın‘da kurulan üniversiteye (Adnan Menderes Üniversitesi), İstanbul’da Vatan Caddesi dahil Türkiye’nin birçok şehrinde çeşitli caddelere verildi.