Ülkemiz ve Dünya’mızda gün geçtikçe enerji ihtiyacı artmakta. Bundan 4–5 yıl öncesine kadar kış aylarında elektrik sıkıntısı çekerdik, şimdi yaz ortasında çekmeye başladık. Artık enerji bizim vazgeçilmezlerimizin başlarında. Düşünsenize akşam eve gittik, 1–2 saat elektrik kesildi gelmedi. Acaba ne yapa biliriz? Oturup çocuğumuzla sohbet mi ederiz yoksa tek idaresine telefonlar mı yağdırırız. Sadece bu akşam sizinle bir uygulama yapalım iki saat elektrik kullanmayalım lambaları açmayalım, buzdolabın fişini çekelim, TV, MP3, VCD ve Radyo kapayalım ve bu uygulamaya kaç gün veya kaç saniye dayana biliriz.
Onun için elimizdeki varlığın kıymetini bilip onu o şekilde kullanalım.
Hidroelektrik Barajların kuruluş maliyeti en pahalı santrallerdir. Ülkemizde kurulan hidroelektrik Barajları maalesef toprak erozyonu nedeniyle çok çabuk dolmakta. Avrupalı baraj havzasına suyu dökülecek tüm alanları ya çimlemiş yada çim bitmeyen yerler taş döşenmiştir. Yağmur suyu toprakla direk temas etmediği için, toprak su ile baraja akmamakta ve bu sayede barajın ömrü uzamakta. Bizde maalesef bu veya buna benzer bir çalışma olmamakta. Barajlarımız can çekişmekte, barajlarımız balçıkla dolmakta. Aslında bu balçık suyun dibinde barajı dolduran bir zararken aslında alüvyonlu toprak olduğu için doğal bir tarım gübresi. Tamam, biz baraj havzasında ki doğayı çimlendiremiyoruz, ağaçlandıramıyoruz. Hiç olmazsa bu barajları besleyen ana nehir yataklarını ıslah etsek (Nehir’in kenarlarını taş veya betonlarsak). Bu nehir’i besleyen akarsu havzalarının nehirle birleşme noktalarına üçlü, dörtlü “Z” suyolları yapsak bu buraya ulaşan suyun hızını keserek suyun içinde bulunan toprağı dibe çökeltsek baraja dökülmeden önce ve bu toprağı da alıp tarımla uğraşan çiftçilere versek nasıl olur. Bu sayede hem barajımız dolmamış olur hem de tarımda suni gübreden doğal gübreye geçmiş olmaz mıyız, ne dersiniz? Bizlere Coğrafya dersinde anlatmadılar mı? Sakarya Nehrin oluşturduğu alüvyonlu ovanın ülkenin en verimli tarım arazisi olduğunu.
Biz barajları koruyamıyoruz birde baraj yapacak alanlarda sınırlı her akarsuyun üzerinde baraj yapılamıyor nehir veya ırmağın coğrafi konumundan dolayı. O zaman durup bakmak mı lazım, hani derler ya yıllardır “su akar Türk bakar” bunu tersine çevirecek bir fikir geldi aklıma 2001 de.
2001’de akarsular üzerine de hobi olarak yaptığım çalışmayı, Mayıs 2002’de TÜBİTAK ve Ege Üniversitesinin ortak düzenlemiş oldukları “PROJE PAZARI” diye bir sempozyumda sunmuştum. Ben orada Akarsuların gücünü mekaniğe çevirerek hem elektrik, hem de suyu yatağından yükseğe kaldırılabilir konularında iki bildiri sunmuştum. Benim yayımım 2 yıl sonra yurtdışında bir dergide İngilizceye çevrildi. Yunanistan, Mısır, Suriye, İran ve özellikle de Hindistan’dan mailler ve telefonlar gelmişti. Hatta Hindistan’da bir Türk firması ‘10.000 nüfuslu bir şehrin yanından akan ırmaktan elektriğini karşılayabilir miyiz?’diye sormuşlardı. Bende kendilerinde suyun debisi ve akış hızını sormuştum onların verilerine göre değil 10000’in 20000’in nüfusun ihtiyacını karşılarsınız demiştim. Bu yayından bir yıl sonra Türkiye de yayın yapan bir ekonomi dergisi “Yeni Para Haftalık Ekonomi Dergisi” 17–23 Nisan 2005, sayı 2005/6 (ISSN 1305-189X) ücretsiz eki “girişim dizisi 3” de Türkiye de yapılmamış 50 Orijinal iş diye bir el kitapçığı yayınladı. O kitapçıkta 7. sırada adım zikredilerek Akarsu üzerinde baraj kurmadan da elektrik üretilebileceği gündeme alınmıştı. Yıl 2008 Karabük de 5 tanesinin temeli atıldı. Türkiye çapında akarsular üzerinde baraj kurmadan elektrik üretimi için 800’e yakın bu tip santral yapılacak. Şimdilik bu santraller nehirlerin kot farkı olan yerleri ne yapılmakta, suyu 15-20 m den düşürme ile çalışacak. Ülkemizdeki ırmakların çok büyük kısmı % 3-15 eğim’li bu tip nehir yataklarında dubalı çarklarla da elektrik üretilebilir. Ben bu çalışmamda da çok başarılı sonuçlar aldım herhalde 10-15 yıl sonrada bu uygulamaya girer. Şuna inanırım “Bilgi paylaştıkça büyür” bugün sonucun bu durum da olmasında herhalde bir damla tuzumuz olmuş mudur ne dersiniz?
Evet, yazın ırmaklarda ki akarsuyun debisi düşecek buda elektrik üretimini etkileyecek. Bu etkilenmeyi aza indirmek için kurulan santrallerin yanlarına birer güneş panelleri de konursa, yaz güneşinden panel sayesinde elektrik üretilmiş olur buradan da sisteme takviye edilir.
Bu sayede mahallî ihtiyaçlar giderilmiş olur ve bir tehlike anında barajın şar teli indiğinde onlarca şehir etkilenirken. Bu sayede her şehir veya kasaba kendi ihtiyacını karşılayacağından onlarca santralin şar teli tekelde olmayacağından büyük kaoslar da ortadan kalkacaktır.
Elde edilen enerjiyi en iyi kullanmak gerek akşam yatağa gitmeden TV’leri uzaktan kumanda ile değil bizzat düğmeye basarak kapatın, 3–5 dakikalık odadan çıktığımızda lambaları söndürmeyelim. Her lamba, TV ve benzeri elektrikli aleti açma anında ilk saniyelerde istemeden daha çok akım çektiğini bilyor muydunuz? Mutlaka evlerimizde enerji tasarruflu lambalar ve A sınıfı enerji sarf eden makineler kullanmaya dikkat edelim.
Bol enerjili ve elektrikli günler dileğimle…
06.04.2008
Vedat Demir






