Yakıtların Sınıflandırılması

Yakıtlar genellikle fiziksel özelliklerine göre sınıflandırılır. Ayrıca üretildikleri kaynaklara göre de sınıflandırılmaktadır. Bu düşüncelerin doğrultusunda oluşturulan bir sınıflandırma aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tablo–1. Yakıtların sınıflandırılması

Yakıtlar

Doğal

Suni

Katı

Kömür

Odun

Toz Kömür

Briket Kömürü

Kok

Odun kömürü

Sıvı

Ham petrol

Petrol bileşenleri

Petrol artıkları

Alkoller

Gaz yakıtlar

Doğal gaz

Şehir gazı

Likit petrol gazı (LPG)

Doğal Yakıtlar:

KÖMÜR NEDİR? Kömür yanabilen organik bir kayadır. Kömür başlıca karbon, hidrojen ve oksijen gibi elementlerin bileşiminden oluşmuş olup, diğer kaya tabakalarının arasında damar haline uzunca bir sürede (milyonlarca yıl) ısı, basınç ve mikrobiyolojik etkilerin sonucunda meydana gelmiştir. (TKİ)

a) Kömür: Parlak siyah renkte sert ve ağır kömürlerdir. En yaşlı kömür, karbon oranı yüksek olan kömürdür (%70-95) kısa ve mavi bir alevle yanar. İyi yanması için ocak çekişinin kuvvetli olması gerekir. Uçucu kısmı az ve yanma ısısı yüksektir. Daha çok evlerde ve bazı enerji santrallerinde yakıt olarak kullanılmaktadır.

b) Odun: Yakıt olarak önemi olan odunun yanma ısısı ağacın cinsine, yaşına, kesim zamanına ve nemine bağlıdır. Odun bilhassa uzun alevli, az küllü oluşu, zararlı elementleri ihtiva etmemesinden dolayı ve de bol, ucuz oluşundan tercih edilmektedir. Yukarıda açıklanmış olan tabii katı yakıtların karşılaştırılabilmesi için, ihtiva ettikleri elementler ve kalorifik değerleri aşağıda bir tablo halinde verilmiştir. (Tablo-2)

Bu tabloda verilmiş olan değerlerin tespitinde, tamamen bir laboratuar analiz neticesi olan kül miktarı ve nem hariç tutulmuştur. Çünkü bu iki değer yakıttan yakıta değişebilen miktarlardır.

Tablo -2. Katı yakıtların kimyasal analizi ve ısıl değerleri.

Cinsi

%C

%H

%O

%N

(kcal/kg)

Kömür

75-90

4,5-5,5

5-15

1-1,5

6000-7800

Odun

50

6

44

0,30

4500

Katı Yakıtlar:

a- Toz Kömür: Maden kömürünün gayet ince öğütülmesiyle (pudra gibi) elde edilen kömürü Toz kömür denilmektedir. Bu kömür homojen bir incelikte öğütülmüş olmaktadır.

Toz kömür hava yolu ile sisteme püskürtülmekte ve orada gaz özelliğinde yana bilmektedir. Bu sırada, kömürün hava ile karışmasını tam olarak sağlamak gerekmektedir. Toz kömürün iri kömüre göre daha mükemmel ve tam olarak yanması ve kazana istenildiği kadar hava verilebilmesi ile maksimum kalorifik gücün ve alev sıcaklığının elde edilebilmesi bu kömür türünün kullanılmasına esas sebep olmaktadır. Ayrıca, kömür ocaklarından çıkarılan ince kömürler ile düşük kaliteli kömürlerin bu şekilde değerlendirilebilmesi de ikinci bir faktör kabul edilebilir.

Toz kömür stok durumunda kendi kendine tutuşabilir. Bu yüzden 48 saatten fazla stoklanmamalıdır. Dolayısıyla, toz kömürün üretilmesi, stok yapılması ve kullanılması çok önemlidir. Endüstride üretimi iki usulle yapılmaktadır. Bunlardan ilki “ünite sistemi”, ikinci üretim şekline ise “depolama sistemi” adı verilmektedir.

Her iki sistemde de iri kömürler kırıldıktan sonra bilyeli değirmenlerde öğütülmektedir. Öğütmede kullanılan donanım kıvılcım yapmayacak malzemelerden yapılmış olmalıdır. Aksi takdirde kömürün tutuşmasına sebep olabilmektedir. Pudra haline getirilmiş kömür sonsuz vida şeklindeki bir taşıyıcı ya da hava ile nakledilmektedir.

b) Briket Kömürü: Briket kömür eldesin de, toz halindeki bir kömür uygun bir bağlayıcı ile karıştırılarak preslenmektedir. Bağlayıcı kömür taneciklerini dağılmayacak şekilde sıkıca tutmaktadır. Bu maksatla genellikle kömürün kalorifik gücünü de artıracak katran, naftalin, reçineler, asfalt vb. maddeler kullanılmaktadır.

c) Kok: Demir ve demir dışı metallerin üretiminde kullanılan fırınların temel yakıtıdır. Çoğu özellikleri kendisinin üretildiği bitümlü kömüre bağlı olan kok poröz ve gümüş grisi bir renktedir.

d) Odun Kömürü: Odunun havasız ortamda kontrollü yakılması ile elde edilen odun kömüründe kül çok az, kükürt ise hiç yoktur. Bu sebeple bazı özel işlemlerde kullanılmaktadır. Mesela: Mangal ve döner sektöründe tercih edilir.

İhtiyacınıza göre en ideal yakıt seçmeniz umuduyla

04.11.2008
Dr.Vedat DEMİR