Sıvı Yakıtlar

Sıvı yakıtlar bugün katı yakıtlar gibi kül ve cüruf derdi ve ekstra işçiliği yoktur yakıt tankına konularak brülör sayesinde çok kolay kullanımı vardır. Isıtmada çok kullanılan yakıtlardır. Bunların esasını ham petrol oluşturmaktadır. Ayrıca ham petrol doğrudan yakıt olarak kullanılabilir. Fakat yapısında bulunan bazı bileşikler kimya sanayisinin önemli birer temel ham maddesini oluşturmaktadır. Dolaysıyla bunların farklı ürünler damıtılarak ayrı ayrı değerlendirilmesi hem endüstri yönünden hem de ekonomik açıdan önemlidir. Bu yüzden sıvı yakıt denilince ham petrol yerine onun tasfiyesi sonucu elde edilen benzin, mazot, gaz yağı, fueloil gelmektedir.

Sıvı yakıtlar genellikle basınçlı hava ile yanma bölgesini püskürtülerek yakılır. Bu maksatla çeşitli brülör sistemleri geliştirilmiş olur. Burada önemli olan yakıtlar zerrecikler ile yakma havasını tam olarak karışmasını sağlamaktadır.

Sıvı yakıtların analizlerini daha ziyade % C, %H, %0, %N, ve %S şeklinde verilmektedir. Bu yakıtlar çok az da olsa kül ihtiva etmektedir. Faka çoğu hesaplamalarda hemen hemen ihmal edilebilecek bir orandır.

Fuel-oil (yakıt yağı): Fuel-oil ham petrolün atmosfer veya vakum destilasyonu ile kazanılan bir destilasyon atığıdır. Viskozitesi yüksek olanlar genellikle hafif yağlar ile seyreldilirler ya da kullanılmadan önce bir ön ısıtmaya tabi tutulurlar. Böylece hem püskürtülmesi hem de atomize olması kolaylaşır.

Gaz Yakıtlar: Gaz yakıtlar ya tabii olarak bulunmaktadır ya da bizzat yakıt olarak üretilmektedir. Bunların dışında, her hangi bir proseste yan ürün olarak ele geçen ve yakıt değeri olan gazlarda vardır. Endüstride daha çok gaz yakıtlar tercih edilmektedir. Çünkü bunların taşınmaları kolaydır ve yanmaları da istenildiği şekilde ayarlanılarak yüksek randıman elde edilmektedir. Ayrıca, bileşimlerinde kül yoktur.

Endüstride kullanılan bazı gaz yakıtlar ve kalorifik güçleri aşağıdaki bir tablo halinde verilmiştir.

a- DOĞALGAZ 8 250 kcal/kg

b- LPG 11 000 kcal/kg

c- PROPAN 11 100 kcal/kg

d- MOTORİN 11 200 kcal/kg

e- S.BENZİN 7 676 kcal/kg

a) Doğal Gaz: Gaz yakıtlar içinde en yüksek kalorifik güce sahip olan tabii gaz yeraltında, özellikle petrolün üstünde bulunur ve çoğunu metan (CH4) oluşturmaktadır. Tabii gazda ikinci bileşen etan (C2H6) olup, az miktarda da H2, CO, CO2, N2 ve H2O bulunmaktadır.

b) LPG: Normal şartlarda gaz halinde bulunan propan ve bütanın basınç altında sıvılaştırılması ile elde edilir. Tüplerde taşınabilmesi kullanılmasını yaygınlaştırmıştır. Türkiye’de tüplerdeki başlangıç karışım %30 C3H8 ve %70 C4H10 şeklindedir. Az miktarda başka hidrokarbonlar da bulunmaktadır.

c) Hava Gazı: İçerisinde %30-35 arasında uçucu madde bulunan bitümlü kömürlerin kuru olarak damıtılmasından elde edilmektedir. Kok fırın gazının benzeridir. Ancak, buradaki amaç gaz üretimidir ve çıkan kok metalurjik kok değildir.

Yakıt seçimi

Yakıtların seçilmesi sırasında aşağıdaki faktörleri göz önünde bulundurmak gerekir.

a- Kullanılacak işe uygunluğu

b- Ekonomik

c- Temini Ve Dış Kaynaklardan Bağımsızlık

d- Yakıtın Temizliği

e- Kalorifik Güç

f- Taşıma kolaylığı

g- Depolama kolaylığı

h- Emniyet

i- Çevre kirlenmesi

j- Yakıcı aparata uygunluk

Yakıt Alevi

Katı, sıvı ya da gaz yakıtlarının içinde uçucu madde çok ise, yakıldığı zaman alev meydana gelir. Uçucu madde bulunmayan kok ve antrasit yandığı zaman alev vermez. H2 ve CO gazları renksiz sayılabilecek soluk mavi bir alevle yanmaktadır.

Yapısında hidrokarbonlar bulunan çoğu yakıtlar parlak sarı renkte bir alevle yanarlar. Bu sırada, parçalanan hidrokarbonların verdiği karbon zerreciklerinin yanarken ışık vermeleri aleve sebep olmaktadır.

Alev aşırı miktarda oksijen içerdiği zaman oksitleyici bir özelliğe sahip olduğu için “oksidan alev” (yükseltgen alev) adını alır. Tersine fazla miktarda indirgeyici element veya bileşik ihtiva ederse “redüktif alev” (indirgen alev) adını almaktadır.

Buna göre, yakıtın cinsine göre yâda yanma şekline bağlı olarak alev ya indirgendir ya da yükseltgen olacaktır. Tabiatta nötr bir alev elde etmek mümkün değildir.

Dumandan Zehirlenmenin nedenleri

Bu konu tamamen bilgi noksanlığı ve daha çok ısınma arzusundan kaynaklanmaktadır. Bilgi noksanlığı nelerdir; öncelikle sobalı bir evde yaşayan kişi sobanın nasıl yakılacağını bilmemesi, közün üzerine atılan yakıt ve bu yakıtın çabuk yanmaması için soba borusu üzerinde olan duman çıkış kapağının kısılma gibi bir hata yapması, en önemlisi de sobada yanmamış katı yakıtın hepsinin köze dönmeden önce kişinin yatmasıdır. Sobalara yakıt atıldıktan sonra yakıt tam kor haline gelmeden asla yatılmamalı. Birde elde olmayan hava şartları özellikle lodos, çok önemli faktör bu gecelerde soba kesin yatmadan önce söndürülmelidir.

Yapılan en büyük hata yatmadan önce sabaha kadar sönmesin diye sobaya atılan kömürün, çabuk yanıp geçmemesi ve sabaha kadar idare etmesi düşüncesiyle sobanın hava giriş ve çıkış delikleri sıkı sıkıya kapatılmasıdır. Sonradan ilave edilen katı yakıt tam tutuşmaz ve aşırı duman oluşturur bu dumanın çıkış yolu kapalı olduğu için sobanın kapaklarından odaya sızar. Birde herkes uykuda olduğundan, bu durum sezilmez. Aile fertleri bu sızan dumandaki karbon monoksiti solur. Bu soluma zaten insanda bir yorgunluk ve bitkinlik de verdiğinden hiç kimse uykusundan uyanmaz, o odada yatan herkes ya zehirlenir ya ölür maalesef.

Karbon monoksit; kokusuz, renksiz öldürücü bir gazdır. Bu gazın tesirinde kalan kişi zehirlendiğini fark etmez. Karbon monoksit soluyan kişi kısa bir sürede kandaki oksijenin yerini alır ve kişi tatlı bir uykuya dalar ve bir daha uyanamaz. Kişinin aklına zehirlendiği gelse bile, bunu fark ettiğinde adım atacak gücü kendinde bulamaz. Aşırı bir yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi vardır. Bazen bu tip olaylar tesadüfen fark edilse de, geri dönüş her zaman mümkün değildir. Ölüm önlense bile, maalesef kalıcı sakatlanmalar olabilmektedir. Böyle bir durumda zehirlenen kişi hemen açık ve temiz havaya çıkarılmalı, yere yatırılmalı, mümkünse hemen yüzü yıkanmalı ve hatta mümkünse yüksek basınçlı oksijenle solutulmalıdır.

Kaliteli yakıt, ekonomiktir, az küllü, dumansız, yüksek kalorili ve en önemlisi verdiğiniz paranın karşılığını alırsınız.

Paramızla zehirlenmeden güzel yaşam ve çevre umuduyla

11.11.2008
Dr.Vedat DEMİR